site-arsivi

Son kitap

isci-brosurleri

İşçi broşürleri çıktı.

Kitapçılardan veya büromuzdan alabilirsiniz.

Erdoğan istifa et! PDF Yazdır E-mail
Genel Siyasal
01 Nisan 2017

erdogan-fethullah-gulen

Erdoğan, referandum tarihi yaklaştıkça saldırganlığını arttırıyor. Ünlü “eyy” nidasıyla sağa-sola çatıyor.

Almanya ve Hollanda’da istediği sonucu alamayınca, yeniden içeriye döndü ve kendince “kolay lokma” olarak gördüğü Kılıçdaroğlu’na yüklenmeye başladı. Fakat bu arada kendini zor durumda bırakacak gaflar yapmadan da duramadı.

Anayasa değişiklik paketinin içinde, cumhurbaşkanının meclisi feshetme yetkisi bulunduğu halde, “Ey Kılıçdaroğlu, bunu ispat et cumhurbaşkanlığından istifa edeceğim” dedi. Bunu bir miting sırasında kitleye seslenerek yaptı. Tabii hemen tüm televizyon kanallarından da naklen verildi.

Amacı, Kılıçdaroğlu’nun güya yalan propaganda yaptığını ispatlamaktı. Öylesine iddialıydı ki, “Kılıçdaroğlu bu sözlerini ispatlayamazsa o da  CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa etmeli” diyerek meydan okudu. 

Aradan saatler geçmeden, AKP Genel Merkezi’nin çıkardığı Anayasa kitapçığı altı çizilerek sosyal medyadan ve bazı televizyon kanallarından ortaya serildi. O kitapçıkta,“Fetih yetkisi, yeni sistemde seçimlerin karşılıklı olarak yenilenmesi yoluyla gerçekleşecektir.... Cumhurbaşkanı da bu yetkiyi tek başına kullanabilir” yazıyordu.

Anayasa değişikliği maddesinde “cumhurbaşkanının meclisi yenileme hakkı” olarak geçen cümleyi, AKP çıkardığı seçim broşüründe “fesih yetkisi” diyerek net bir biçimde ifade etmişti. Keza AKP’nin Anayasa Profesörü Burhan Kuzu da yaptığı konuşmalarda cumhurbaşkanının “fesih yetkisi”nden bahsediyordu. Erdoğan aklı sıra kelime oyunu yaparak, kitleye yalan söylüyordu.

AKP ve Erdoğan, anayasa değişikliğini halka anlatabilmekte öylesine zorlanıyorlar ki, yalanlarının kısa sürede açığa çıkacağını bile bile bunu sürdürüyorlar. Örneğin astıkları dev pankartlarda “Sıkıyönetimin kalkmasını istiyorsanız ‘evet’ deyin” yazıyor. OHAL ile sıkıyönetimi aratmayan bir şekilde ülkeyi yönetenler, halkla dalga geçer gibi bunu söyleyebiliyor. Askerin sıkıyönetim ilan etmesine gerek kalmayacak bir düzenleme ile OHAL’i kalıcı hale getiren bir anayasayı bu şekilde ambalajlayabiliyor.

Fesih yetkisi için de, “cumhurbaşkanı meclisi yeniden seçime götürdüğünde, kendisini de seçime sokacağından buna niye gitsin” diyorlar. Sözümona bunun zorlaştırıcı bir neden olduğunu ileri sürüyorlar. Oysa iki dönem ile sınırlı cumhurbaşkanı, meclis feshetme yetkisini kullanarak üçüncü kez seçilme olanağını elde ediyor. Bu da toplamda 15 yıl ediyor ki, Erdoğan’a ömür boyu başkanlık anlamına geliyor.

Diğer yandan Erdoğan meclisi feshetme yetkisini zaten 7 Haziran seçimleri sonrasında kullanmadı mı? Yani sıkça söyledikleri gibi fiilen yaptıkları şeyi, şimdi yasal hale getirmek istiyorlar. Fakat bütün egemenler gibi yalan ve demagoji ile kitleleri kandırmaya devam ediyorlar. Hitler’in propagandadan sorumlu bakanı Goebbels’in yıllar önce söylediklerini harfiyen uyguluyorlar: “Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir halk sunayım. Her zaman etrafınızda bir yalaka ordusu bulundurun. Yalan söyleyin. Mutlaka inanan birileri çıkar. Büyük yalanlar söyleyin. Çünkü insanlar büyük yalanlara küçük yalanlardan daha fazla inanırlar.”

Erdoğan da sürekli yalan söylüyor. Her cümlesi bir süre sonra tekzip ediliyor. Örneğin “PKK ile görüşen şerefsizdir” demişti, ardından “tabi ki, devlet görüşecek” dedi. Haziran direnişi sırasında “Kabataş’ta başörtülü bacıma saldırmışlar” dedi, aksi ıspat edildiği halde bu yalanı sürdürdü. “Kardeşim Esad”tan “katil Eset” noktasına geldi. “Libya’da ne işimiz var” dedikten birkaç gün sonra Türk askeri gemileri Libya karasularındaydı. İsrail’e “van münit” çıkışı yapıp Mavi Marmara gemisi ile insanları ölüme gönderdikten sonra “giderken bana mı sordunuz” diyebildi. “Kürt sorununu ben çözerim” iddiasıyla başa geldi ve “düşünmezseniz, böyle bir sorun yoktur” diyerek kestirip attı vb...

Onun bugün söylediğini ertesi gün reddetmesi, hatta aksini söylemesi, artık sıradanlaşan bir durum. Ancak böyledir diye buna alışmak ve kabullenmek mi gerekiyor? Elbette ki hayır!

Örneğin “feshetme yetkisi ispatlansın istifa ederim” sözü üzerine, “Erdoğan istifa et” sloganını yükseltmek gerekirken, “zaten istifa etmez” diyerek sineye çekmek, ne kadar doğrudur?

CHP ve düzen muhalefetinin yaptığı ne yazık ki budur. Erdoğan’a adeta “delidir, ne yapsa yeridir” muamelesi yapıyorlar. Kılıçdaroğlu, “cumhurbaşkanının feshetme yetkisi var, ama cumhurbaşkanı istifa etmesin, yerinde kalsın” diyebiliyor. Sandıktan hayır çıktığı durumda bile “cumhurbaşkanının meşruiyetini tartışmayacağız” diyerek teminat veriyor.

Böyle muhalefet olur mu? Böyle bir muhalefetle zafer kazanılır mı?

Aksine “Erdoğan istifa” “hükümet istifa” sloganlarını her zamankinden daha güçlü haykırmalıyız! Referandum sonucu ne olursa olsun, bırakalım meşruiyetini tartışmayı, Erdoğan’dan hesap sormalıyız!

Bir kez daha görüldü ki, düzen-içi iyileştirmelerin yapılabilmesi için bile devrimci tarzda mücadele etmek gerekiyor. Reformizmin kitlelere vereceği hiç bir şey yoktur.